İNGİLTERE ÇALIŞMA ZİYARETİ
 

Konu: Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi Projesi (CAS) Kapsamında Gerçekleştirilen İngiltere Çalışma Ziyareti Raporu

Avrupa Standartları ile uyumlu olarak Türk Ceza Adalet Sisteminin geliştirilmesini temin etmek ve ceza alanında insan hakları standartlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla Bakanlığımız ve diğer paydaş kurumlarca yürütülen “Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında, “Bilişim Suçları” konu başlığına yönelik uygulamaları yerinde görmek amacıyla 23 ilâ 26 Eylül 2013 tarihleri arasında İngiltere’ye resmi bir çalışma ziyareti düzenlenmiştir. Ziyarete katılan heyette, heyet başkanı olarak Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Bilal ÇALIŞKAN, Ceza İşleri Genel Müdürü Metin KIRATLI, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Tetkik Hâkimleri Ahmet ARDIÇ, İsmet Emre TEKEREK, Murat SAMAT, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Tetkik Hâkimi Hasan Hüsnü BİLGİN, HSYK Tetkik Hâkimi Murat TURAN, Yargıtay Tetkik Hâkimi Adnan AYCI, Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Muharrem ÇETİN, İstanbul Anadolu Hâkimi Alper Şevket ATİKALİOĞLU, Beykoz Cumhuriyet Savcısı Serkan AĞALDAY, Sakarya Cumhuriyet Savcısı Ahmet ALTUN, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Uğur SEÇGİN, Ankara Cumhuriyet Savcısı Mehmet KIRAN, Emniyet Müdürü Bahadır TATAROĞLU, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İletişim Uzmanı Osman TURAN ve Av. Yıldız OĞUZ yer almışlardır.

Çalışma ziyaretinin ilk gününde, İngiltere İçişleri Bakanlığı binası önünde karşılanan heyetimize, adli yardımlaşmaya ilişkin bina içerisindeki çalışma alanları gezdirildikten sonra, Sn. Justin Miller tarafından “Bilişim Suçlarına İngiltere Bakışı” başlıklı yapılan sunumda, uluslararası işbirliğinin önemi ile bu hususta bir takım yasal düzenlemelerden bahsedilmiştir.

Sunumlar sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, eğitici oldukları konularla ilgili soru sorma imkânı bulmuşlar ve İngiltere sistemine ilişkin su hususlar tespit edilmiştir;

İngiltere sistemine ilişkin dikkati çeken ilk husus; bilişim suçları ile mücadele kapsamında hem İçişleri Bakanlığının hem de Başbakanlığa bağlı bir birim olan Siber Suçlarla Mücadele Güvenlik Ofisinin sorumlu olduklarına dair heyetimize verilen bilgidir.

Bilişim suçları ile mücadelenin hukuki dayanağını; 1990 tarihli Bilişimin İstismarının Önlenmesine Yönelik (Computer Misuse Act) Yasa ile Soruşturma Yetkileri Yönetmeliği, Budapeşte Sözleşmesi, Veri Koruma Kanununun oluşturduğuna dair verilen bilgide;
Bilişimin İstismarının Önlenmesine Yönelik Yasanın;

  1. Bilişim sistemine yetkisiz erişim (üst sınırı 2 yıl hapis cezası gerektirmekte)
  2. Yetkisiz şekilde girilen bilişim sitemini araç olarak kullanmak suretiyle suç işleme
  3. Bilişim sitemini bozma, kullanılamaz hâle getirme,

şeklinde üç ana bölümden oluştuğu belirtilmiştir.
İngiltere hukuk sisteminde; suç oluşturan eylemlerin bilişim sistemi yardımıyla işlenmesi ile doğrudan işlenmesi arasında cezanın miktarının belirlenmesi bakımından bir fark bulunmadığı, bu kapsamda şüphelinin bilişim sistemi kullanılması zorunlu olmaksızın işleyeceği bir suçu, bilişim sistemini araç olarak kullanmak suretiyle işlemesi hâlinde, fail için verilecek ceza miktarında bir ayrıma gidilmediği belirtilmiştir.

Bilişim suçları ile etkin mücadele amacıyla, kolluk kuvvetlerine yönelik eğitim verildiği, polis teşkilatı içerisinde bilişim konusunda uzman sivil personelin görevlendirildiği ve Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Kurulunun (Nationel Cyber Crime Unit) oluşturulduğu belirtilmiştir.

Bilişim suçları ile mücadelede İnterpol, Europol, G8 Ülkeleri ve diğer ülkeler ile yapılan işbirliği anlaşmalarından bahsedilerek, etkin mücadele için uluslararası işbirliğinin önemi vurgulanmıştır.

Ziyaretin 2. Gününde; Örgütlü Suçlarla Mücadele Birimine (SOCA) çalışma ziyareti düzenlenerek, Londra Emniyet Teşkilatında görevli komiser Sn. Stewart Garrick tarafından bilişim suçlarıyla ilgili soruşturma usul ve tekniklerine ilişkin gerçekleştirilen sunumda; bilişim suçlarında, suçlularca kullanılan yöntemler, faillere erişim kapsamında güvenlik birimlerince uygulanan usul ve esaslar, bu kapsamda G8 ülkeleri ve diğer ülkeler arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde soruşturmaya ilişkin bilgilerin paylaşılması konusunda gerekli açıklamalar yapılarak, uygulamaya yönelik olarak, yakın zamanda İngiliz kolluk birimlerince gerçekleştirilen “Leon Springs” adlı operasyon ve bu operasyonda güvenlik birimlerince uygulanan hukuki ve teknik yöntemler etraflıca anlatılmış olup, bahse konu olayda şüphelinin 4 farklı bilgisayar yardımı ile yaklaşık 2.700 kişiye ait kredi kartı ve kimlik bilgilerini ele geçirdiğinin tespiti üzerine, yapılan yargılamada failin 2 yıl hapis cezası ve 5 yıl süre ile belli dönemler dâhilinde kullandığı bilgisayar ve benzeri nitelikteki elektronik cihazların kontrolünün yapılmasına dair karar verildiği belirtildi.

Çalışma ziyaretinin 3. günününde; Londra Merkez Ceza Mahkemesi girişinde kâtip Sn. Sabarah Rob tarafından karşılanan heyetimize, tarihi bir yapıda hizmet gören mahkeme binası gezdirildikten sonra, en kıdemli hâkim olan Sn. Brian Berker ile görüşülerek İngiltere yargı sistemine ilişkin edinilen bilgiler ışığında şu hususlar tespit edilmiştir;

İngiltere hukuk sisteminde duruşmalarda görev alan; gerek hâkim ve kâtipler, gerekse avukatların hukuk fakültelerinden mezun olmaları gerekmekte, bununla birlikte hâkim olabilmek için yaklaşık 20 yıl süreyle kâtip veya avukat olarak çalışma şartı aranmaktadır.

Hâkimlik mesleğine kabul edilenler için meslek öncesi herhangi bir eğitim verilmemekle birlikte, üniversiteler yardımıyla meslekteki tüm hâkimlere yılda bir kez olmak üzere bir hafta ile iki hafta arasında değişen süreler arasında meslek içi eğitim verilmekte, zorunlu emeklilik yaşı 70 olmakla birlikte emekli olunduktan sonra avukatlık mesleğini ifa etmeleri mümkün olmamaktadır.

Mahkemelerde jüri sistemi geçerlidir. Ceza davalarında 12 kişiden oluşan jüri tarafından verilen kararlar oy birliği ile, ya da en fazla iki aleyhte oy bulunması hâlinde alınabilmektedir. İkiden fazla aleyhte oy çıkması hâlinde, hâkim tereddütlerin giderilmesi amacıyla jürinin tekrar toplanmasını sağlamaktadır.

Savcılık makamının delillere dayanarak hazırladığı iddianameye ilişkin mahkeme hâkimi, olaya dair kanıtları ve uygulanması muhtemel kanun maddelerini jüri üyelerine aktarır ve tüm belgeler ışığında sanığın suçlu olup olmadığına dair karar jüri üyelerince verilir. Sanığın suçlu bulunması hâlinde hâkim tarafından cezanın miktarı belirlenerek taraflara tefhim veya tebliğ edilmektedir.

Ceza yargılaması sonunda verilen karara karşı otomatik temyiz sistemi bulunmamakla birlikte, temyiz sebepleri usul kurallarının uygulanması sırasında yapılan hatalar ile verilen ceza miktarına ilişkin sebeplerden olabilmektedir. Hem savcılık makamının hem de tarafların temyiz hakkı bulunmaktadır. Jürinin kararına karşı temyiz yolu kararın gerekçeli olmaması nedeniyle kapalıdır.

Görülen davaların ortalama olarak %15’lik kısmı temyiz edilmekte ve ilk derece yargılamasından farklı olarak temyiz incelemesi sırasında jüri bulunmamakta, üç kişilik hâkim heyeti tarafından ilk derece mahkemesi kararının onanmasına veya bozulmasına dair gerekli inceleme yapılmaktadır.

Mahkemelerdeki yargılamalarda görev alan jürilerin seçimlerinde esas alınan herhangi bir ölçüt bulunmamaktadır ve kural olarak her vatandaş için jürilik bir görev olarak kabul edilmekle birlikte makul bir sebebe dayanması hâlinde jüri olarak seçilen kişi bu görevin kendisinden alınmasını talep edebilir. Seçilen jüri üyelerine görev yaptıkları süre boyunca ücret ödenmektedir.

İngiltere hukuk sistemine ilişkin dikkat çeken diğer bir husus da, telefon görüşmelerinin içeriğinin yargılama esnasında hiçbir koşul altında delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmamasına ilişkindir. Bu kapsamda kişiler arasındaki görüşme kayıtları delil olabilirken, görüşmelerin içeriğinin delil olarak kullanılması mümkün olmamaktadır. Kolluk suçun faillerine ulaşabilmek ve başkaca delillerin tespiti amacıyla telefon görüşmelerini dinleyebilirken, içeriklerini delil olarak mahkemeye sunamamaktadır.

Tespit edilen bu hususların ışığında, hırsızlık suçuna ilişkin görülmekte olan bir dava heyetimize izletilerek, edinilen bilgilerin uygulamasına ilişkin faydalı bir gözlem yapma imkânı sunulmuştur. Bu kapsamda duruşmada;
- Öncelikli olarak sanık kendine mahsus, etrafı camlarla çevrili güvenlikli bölüme alınarak, kâtip tarafından kimlik tespiti yapılmıştır.
- Duruşma salonuna davet edilen jürinin kimlik tespitine geçilerek, yeminleri yaptırılmıştır.
- Hâkim tarafından jüri üyelerine yapacakları görev, iddianamede belirtilen olay ve uygulanması muhtemel kanun maddeleri açıklanmıştır.
- Olaya ilişkin yazılı ve görsel deliller iddia makamınca anlatılarak, delil niteliğindeki belgelerin örnekleri jüri üyelerine sunulmuş, sanık ve müdafii dinlenilerek, jürinin kararı için duruşma ertelenmiştir.

Çalışma ziyaretimizin 3. gününün öğleden sonraki bölümünde; Kraliyet Savcılık makamı heyetimizce ziyaret edilmiş ve savcılar Sn. Terrence Palfery ve Sn. Esther George tarafından gerçekleştirilen sunumlarda;

Birleşik Krallıkta; Britanya, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler olmak üzere dört farklı hukuk sisteminin bulunduğu, ufak farklılıklar olmasına rağmen mevcut hukuk sistemlerinin büyük ölçüde birbirleri ile örtüştükleri, soruşturmanın tamamıyla polis teşkilatınca yürütüldüğü, savcılık makamı ile polis teşkilatının birbirinden ayrı ve bağımsız kurumlar oldukları, kolluk tarafından tamamlanan soruşturmada eksiklik bulunması, suçun sübutuna etki edebilecek nitelikteki delilin toplanmaması hâlinde savcılık makamının kolluk birimini yönlendirme, delilleri toplattırma ve bu hususta talimat verebilme yetkisinin bulunduğuna dair bilgilendirmenin yanında ülke genelinde 2.500 savcının görev yaptığına ilişkin istatistikî veri de heyetimize sunulmuştur.  

Ziyaretin son gününde; İçişleri Bakanlığı bünyesinde, bilişim suçları ile mücadelede uzman sıfatıyla görev yapan Sn. Paul Hoare tarafından karşılanan heyetimize delillerin tespiti ve toplanmasına yönelik bir sunum gerçekleştirilmiş ve İngiltere sistemine ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir;

Öncelikle mevcut sistemde bilişim suçları ile etkin mücadele yapılamadığı gerekçesi ile Ulusal Siber Suç Birimi (National Cyber Crime Unit) adı altında bir yapılanmaya gidilerek, suçla etkin mücadele amacıyla teknik, finansal ve güç kullanmaya yetkili birimlerin tek çatı altında toplanması amaçlanmaktadır.

Bilişim suçları ile mücadelede delillere el konulması;
- Delil niteliğindeki eşyanın mağdura ait olması hâlinde; O’nun rızası ve onayı dâhilinde el koymanın mümkün olduğu,
- Delil niteliğindeki eşyanın kime ait olduğu hususunda tereddüt varsa, şüpheli yahut mağdura ait olup olmadığının tespiti mümkün değilse el koymanın ancak mahkeme kararı ile mümkün olduğu,
- Delil niteliğindeki eşyanın müsaderesinin gerekmesi hâlinde de, müsadereye yönelik mutlaka mahkeme kararının bulunması gerektiğine dair bilgi verilmiştir.

Delillerin toplanması sırasında;
- Delil niteliğindeki eşyaların, soruşturmanın ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında hiçbir şekilde değiştirilmesine imkân verilmeyecek şekilde gerekli işlemler yapılmalıdır.
- El konulan deliller üzerinde inceleme yapılmasının gerekmesi hâlinde, uzman kişi tarafından gerekçesi belirtilmek şartıyla gerekli incelemeler yapılmalıdır. (yetkinlik ilkesi)
- Delillerin toplanması ve delillerin incelemesi sırasında yapılan işlemlere ilişkin kayıt tutulması gerekmektedir.
- Soruşturmadan sorumlu emniyet amiri ve görevli diğer personel delillerin toplanması sırasında, mağdur ve şüpheliye tanınan haklar başta olmak üzere, tüm hukuk kurallarına uygun şekilde hareket etmesi gereklidir.

Gözaltı süresi kural olarak 24 saat olmakla birlikte, 96 saate kadar uzatılabilmesi mümkündür. Gözaltı süresinin ilk 36 saate kadarki kısmı için ilgili emniyet amirinin vereceği karar yeterli olmakla birlikte, 36 saatten sonraki kısma ilişkin gözaltı süresinin uzatılmasına dair kararı vermeye yetkili kurum mahkemelerdir. İlgili kolluk amiri doğrudan mahkemeye başvuruda bulunarak gözaltı süresinin uzatılmasını talep edebilir.

Kolluk birimlerince doğrudan başlatılan soruşturmada, delillerin toplanması tamamlandıktan sonra, dava açılması amacıyla İngiliz Kraliyet Savcılık makamına soruşturma dosyası gönderilir.

 

Öğleden sonraki bölümde; Örgütlü Suçlarla Mücadele Birimi (SOCA) uzmanınca İngiltere’de bilişim suçları ile mücadelenin insan hakları ve uluslararası hukuka uygun şekilde yürütülmesi ve hak ihlallerinin önlenmesi amacıyla getirilen yasal ve idari düzenlemelerden bahsedildi. Bu bağlamda; kanuni düzenlemelerden önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yürütülen soruşturmalarda özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği gerekçesi ile İngiltere aleyhine verilen mahkûmiyet kararları belirtilerek hukuksal düzenlemelerin önemi vurgulandı. Yapılan hukuki düzenlemeler sonucunda oluşturulan bilişim suçlarının soruşturulmasına ilişkin kanun detaylı şekilde anlatılarak; kanunun, iletişimin tespiti ile elde edilen bilgilerin paylaşılması, takip faaliyetleri ve gizli soruşturmacılarla ilgili düzenlemeler, kodlanan ve şifrelenen verilerin incelenmesi, gözlem ve takip komisyonlarının oluşumu ile ilgili kısımlarından bahsedildi.

Özellikle yürütülen soruşturmalarda kişilerin dinlenilmesi, haklarında teknik takip yapılmasına ilişkin taleplerin; özel hayata müdahale ve insan haklarına aykırılık taşıyıp taşımadığı hususları oluşturulan gözlem ve takip komisyonunca değerlendirilmektedir.

Soruşturma birimleri, teknik takibin içeriği, şüphelinin kimlik bilgileri, müdahalenin boyutu ve takip sonunda elde edilecek gizli bilgiler varsa bunların içeriğini de belirterek komisyona başvurmaktadır.

Başvuru üzerine Gözlem ve Takip Komisyonu; özel hayata yapılan müdahalenin gerekli olup olmadığı, orantısallığı ve müdahalenin boyutları yönünden insan hakları bağlamında değerlendirme yapmaktadır.

İletişimin tespiti ve teknik takiplerin, bilişim suçlarının soruşturulmasına ilişkin kanuna uygun şekilde yapılmaması hâlinde, görevliler hakkında cezai müeyyideler öngörülmüştür.

İngiltere çalışma ziyareti bilişim suçları ile etkin mücadele eden ve Avrupa Birliğine üye olan bir ülkenin sahip olduğu standartların anlaşılması bakımından yararlı olmuştur.


 

 






Bu Proje Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından ortak olarak finanse edilmekte ve Avrupa Konseyi tarafından yürütülmektedir.
Merkezi Finans ve İhale Birimi bu Projenin Sözleşme Makamıdır.