25-28 KASIM 2013 ALMANYA ÇALIŞMA ZİYARETİ
 

Avrupa Standartları ile uyumlu olarak Türk Ceza Adalet Sisteminin geliştirilmesini temin etmek ve ceza alanında insan hakları standartlarının uygulanmasını sağlamak amacıyla Bakanlığımız ve diğer paydaş kurumlarca yürütülen “Türk Ceza Adalet Sisteminin Etkinliğinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında, “yolsuzluk olaylarına ilişkin suçlarda soruşturma teknikleri ve elkoyma” konu başlıklarına yönelik uygulamaları yerinde görmek amacıyla 25-28 Kasım 2013 tarihleri arasında Almanya’ya resmi bir çalışma ziyareti düzenlenmiştir. Ziyarete katılan heyette, heyet başkanı olarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Metin KIRATLI ile birlikte Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ali ÖZTÜRKMEN, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Tetkik Hâkimi Mehmet TUNCER, Kanunlar Genel Müdürlüğü Tetkik Hâkimi Hakan ŞEKER, Yargıtay Tetkik Hâkimi Mehmet SAY, Aksaray Cumhuriyet Başsavcısı Taner AKSAKAL, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hikmet USTA, Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Yavuz KARAARSLAN, Uşak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim İLHAN, Bakırköy Hâkimi Selahattin Kolcu, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Murat KESKİN, Erzurum Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bakır ÖZKAN, Sakarya Cumhuriyet Savcısı Kamil Ergut GÜRE, Karataş Cumhuriyet Savcısı Engin PARLAK, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Dr. Ali Mazhar OKUMUŞ, Kocaeli Cumhuriyet Savcısı İrfan DEMİREL, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İletişim Uzmanı Osman TURAN, Avukat Aydın TÜRKMENOĞLU ve Avrupa Konseyi Kıdemli Proje Uzmanı Ceren Güven GÜRES yer almışlardır.

Çalışma ziyaretinin ilk gününde, Brandenburg eyaletine bağlı Neuruppin şehrinde bulunan savcılık binası önünde karşılanan heyetimize, bina içerisindeki çalışma alanları gezdirildikten sonra, Brandenburg Eyaleti Yolsuzlukla Mücadeleden Sorumlu Bölüm Başkanı Frank Winter tarafından “Savcılık Örgütlenmesi, Uygulamaları ve Yolsuzlukla Mücadelede Yapı ve Özel Sorunlar” konu başlıklarında öğleden sonra ise savcı Cyrill Klement tarafından da “Yolsuzluk Sürecinde Bilgi Koruma ve İletişimin Tespiti” konu başlıklarında sunumlar yapılmıştır.
Yapılan sunumlar sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, Alman meslektaşlarımıza soru sorma imkânı bulmuşlar ve sunumlar ile sorular sonucu Almanya sistemine ilişkin şu hususlar tespit edilmiştir;
Almanya 16 eyaletten oluşan federal bir devlet yapısına sahiptir. Ülke parlamentosunun yanında her eyaletin ayrı parlamentosu mevcuttur. Federal hükümet ile birlikte her eyaletin ayrı bir hükümeti ve Adalet Bakanı vardır. Sistem federal yapıya göredir. Bu şekilde yargı da teşkilatlanmıştır. Almanya Yüksek Mahkemesi yanında her eyaletin’de Eyalet Yüksek Mahkemesi bulunmaktadır. Bazı eyaletlerde birden fazla Eyalet Yüksek Mahkemesi bulunmaktadır. Örneğin Bavyera eyaleti gibi. Aynı zamanda her bir eyaletin savcılık teşkilatı olduğu gibi Federal Başsavcılık makamı da bulunmaktadır. Alman Anayasası tüm ülke çapında ortak ve bağlayıcı olmakla birlikte, diğer yasalar eyaletlere göre farklılık gösterebilmektedir. Ülkenin eyaletlerden oluşması nedeniyle bazı temel yasalar tüm ülkede ortak olduğu halde usule ilişkin düzenlemeler ile kurum ve kurulların yapılanmalarında farklılıklar görülebilmektedir.
Federal Yüksek Mahkeme temyiz mahkemesi niteliğindedir. Federal Başsavcılık da aynı şekilde temyiz davalarına bakar. Ayrıca Federal Başsavcılık sadece ilk derece olarak terör suçlarının soruşturmasını yapmaktadır. Federal Başsavcılık terör suçlarında suç hangi şehirde işlenmişse davayı o şehirde açar. Federal Başsavcı eyalet savcılarının üstü olmayıp birbirinden bağımsızdır. Her bir Yüksek Eyalet Mahkemesi ile birlikte savcılık makamı da öngörülmüştür. Yüksek Eyalet Mahkemesinin altında Eyalet Mahkemesi (Landgericht, Asliye Mahkemesi) onun da altında Sulh Mahkemesi (Amstgericht) vardır. Asliye Mahkemelerine bağlı savcılık teşkilatı da vardır. Sulh Mahkemeleri 4 yıla kadar hapis cezası verebilmektedir. Sulh Mahkemesinin kararları Asliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu olarak bakılabilmektedir.
Brandenburg eyaleti Başbakanı Eyalet Başsavcısını atadığı, Eyalet Başsavcısının da kıdemli savcılık(başsavcı vekilliğini) atamasını Adalet Bakanına teklif edebildiği dile getirilmiştir. Brandenburg eyaleti savcılık olarak 4 bölgeye ayrılmış olup, bu 4 bölgenin her birindeki savcılık makamı bir konuya ağırlıklı olarak bakmaktadır. Ağırlıklı savcılık belli suçlara yönelmiş savcılık makamıdır. Örneğin Neuruppin savcılığı ağırlıklı olarak Brandenburg eyaletinde işlenen ekonomik ve yolsuzluk suçlarına bakmaktadır. Tüm eyaletteki ekonomik ve yolsuzluk suçlarından sorumludur. 
Brandenburg eyaletindeki ekonomik ve yolsuzluk suçlarına ağırlıklı olarak bakan savcılık teşkilatının bulunduğu Neuruppin şehrinin nüfusu 30.000 olup, savcılık teşkilatının yanında şehirde Asliye, İş ve Sosyal İşler Mahkemeleri mevcuttur. Aynı zamanda kuzeydeki tek cezaevi de burada bulunmaktadır.
Savcılık ve hâkimlik makamı eşit düzeyde olup, savcı taraf değildir. Hâkimler gibi savcılar bağımsız değildir. Teoride Adalet Bakanı Başsavcıya talimat verebildiği ancak uygulamada (siyaseten) talimat vermemektedir. Savcılık makamı suça ilişkin tüm soruşturma işlemlerinden sorumlu olup polise talimat vermektedir. Polis ve savcılık arasındaki ilişki polis teşkilatı el ve kol ise savcılık beyindir. İlişkiyi böyle tanımlıyorlar.
Neuruppin’de bulunan savcılık makamının yapılanmasında savcılıklar bölümlere göre ayrılmıştır. Genel ceza işlerine bakan 2 daire, cinayete bakan 1 daire, silah ve uyuşturucuya bakan 1 daire, siyasi suçlara bakan 1 daire, ekonomik suçlara bakan 1 daire, genç ve çocuk suçlarına (14-21 yaş) bakan 1 daire bulunmaktadır. Savcılık teşkilatında 1 başsavcı, 6 daireden sorumlu kıdemli savcı (bizdeki başsavcı vekili), 36 savcı, 6 daha küçük davalara bakan savcı (aslında bunlar savcı değil uzman hukukçu gibiler trafik suçlarına bakıyorlar), 9 Adli Hizmet Uzmanı (Ceza İnfaz Konularına bakıyorlar) ve 54 tane idari (Yazı işlerinde çalışanlar, sekreterler ve koruma görevlileri) çalışanından oluşmaktadır. Neuruppin savcılığının sorumlu olduğu savcılık bölgesinde 540.000 kişi yaşamaktadır. 2012 verilerine göre 29.435 faili bilinen soruşturma sayısı, 18.528 faili meçhul soruşturma sayısı, 35.499 şüphelinin bulunduğu, en çok işlenen suçun hırsızlık suçu olduğu, açılan davaların %20’sinin cezai hükümle sonuçlandığı %77-78’e yakınının ceza kararnamesiyle(para cezaları ile 1 yıla kadar hapis cezalarında sanığa ceza yazısı gönderiliyor sanık kabul ederse bu hüküm niteliğini alıyor kabul etmezse sanık hakkında dava açılıyor) sonuçlandığı, %2 - 3 beraat ile sonuçlandığı ancak bu rakamların net olmadığı çünkü Almanya’da hüküm sayılarının tutulmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Yolsuzluk birimi 2001 yılında rüşvet dairesi olarak kurulmuş ve Almanya da ilktir. 2005 de ortak soruşturma grubu ( Yolsuzluk suçları karşılık )kuruldu. Ortak soruşturma grubu iki ekipten oluşuyor. Birincisi savcılık, ikincisi polis teşkilatıdır. İki ekip birlikte çalışıyor. Polis savcıya bağlı çalışır. Polis, idarî ve disiplin açısından polise bağlı, savcı sicil vermiyor. Fakat bu yolsuzluk suçlarında görevli polislere başka görev verilmiyor. Neuruppin’de yolsuzluk suçlarında görevli 6 savcı bulunduğu, aynı zamanda mali konularda uzmanların(muhasebeci gibi) yer aldığı belirtilmiştir. Başsavcı yolsuzlukla mücadelede görev yapacak savcıları belirlemektedir. Ancak savcının görevini değiştiremiyor. Brandenburg eyaletinde 2.400.000 kişi yaşamaktadır. Yolsuzluk konusunda 308 davanın bulunduğu, 521 sanığın olduğu sanıkların %85’inin kamu görevlisi olduğu,%15’inin özel ve tüzel kişiler olduğu belirtilmiştir.
Brandenburg Adalet Bakanlığı tarafından ekonomik suçlara ilişkin suç kataloğu belirlenerek bu suçlara bakmak üzere Neuruppin savcılığı yetkilendirilmiş buna göre de;
A) Kamu düzeyindeki rüşvet alma ve rüşvet verme suçları,
B) Her türlü yarar kabul etme (kamu görevlileri ile ilgili suçlarda),
C) Ekonomik suçların her alanında (özel kişiler dahil),
D) Uluslararası ve Avrupa Birliği rüşvet yasalarıyla ilgili suçlar,
E) Milletvekilleri (Federal veya eyalet) ve seçmenler tarafından işlenen rüşvet suçları (milletvekilleri için dokunulmazlığın kaldırılması gerekiyor ancak Brandenburg eyaletindeki milletvekilleri için dokunulmazlık yok hatta Bakana karşı bile yolsuzluk davası açılmış ve hiçbir yerden izin alınmamış, dokunulmazlık eyaletlerde farklılık göstermektedir.),
F) Kamu aleyhine işlenen dolandırıcılık,
G) Rekabeti zedeleyici ve ortadan kaldırıcı haller,
H) İşletmelere ilişkin gizli bilgilerin ifşa edilmesi ve başkalarına verilmesi,
I) Yolsuzluk suçlarının yanında işlenen diğer suçlar.
Neuruppin savcılığında yolsuzluk suçlarından sorumlu dairenin başkanı olan savcı (başsavcı vekili) eyalet sayıştayının mali duruma ilişkin raporunu inceleyerek suç unsuru olup olmadığını belirler.
Yolsuzluk soruşturmalarının %19’u anonim bilinmeyen kaynaklı ihbarlar, %31’i savcılığın kendiliğinden başlattığı davalardan elde ettiği bilgiler çerçevesinde veya medyadaki haberler üzerine başlattığı soruşturmalar(Domino ilkesi resen başlatılan incelemelerle ilgilidir), %21’i ismi bilinen kişiler tarafından ihbarlar, %6’sı yolsuzluğa doğrudan muhatap olanların ihbarı, %23’ü diğer kamu makamları veya işletmelerden gelen yazılar ve ihbarlar ile başlatıldığı belirtilmiştir.
Brandenburg eyaletinde yolsuzlukla mücadele için denetenlere yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetini Maliye Bakanlığıyla birlikte savcılık beraber yapmaktadır.
Anonim ihbarlarda ihbarcılar ihbarın sonucunu merak ettiğinden ihbarcı gereği yapılmıyorsa olayı medyaya aktarabiliyor.
1997 yılında Yolsuzlukla Mücadele Kanunu‘nda değişiklik yapılarak kamu görevlilerinin cezalandırılabilme durumları arttırıldı. Buna göre rüşvet alma suçundaki alt sınır 6 aya çıkarıldı. Telefon dinleme tedbiri bu suçlarda alınabiliyor. Almanya’da 2 yıla kadar hapis cezaları ertelenebiliyor.
2006 yılında yapılan değişiklik ile rüşvet alma halinde 6 ay hapis cezası verilirse bu ceza devlet memurunun memurluğuna ve emekliliğine engel teşkil ediyor. Ayrıca 2009 yılında yapılan değişiklik ile memurlar yasası değiştirilerek devlet memuru 1 yıldan fazla hapis cezası alırsa devlet memurluğunu ve emeklilik hakkını kaybediyor. Yolsuzluk suçları birden fazla eyalette işlenmişse ağırlıklı suçun işlendiği eyalet yetkilidir.               
Basın Kanunu çerçevesinde basına savcılar bilgi vermekle yükümlüler ancak savcı soruşturmanın selameti açısından basına bilgi vermeyebilir. Soruşturmanın selameti konusunda savcı takdir ediyor.
Tutukluluk hariç savunma makamına gizlilik nedeniyle engel konulabildiği ancak bunun nedeninin açıklanması gerektiği belirtilmiştir.
Yolsuzluk davalarında bilgi koruma(kişisel verilerin korunmasının) önem arz ettiği, Avrupa Birliği hukuku ile korunan önemli bir alan olduğu belirtilmiştir.
Bu tür suçların soruşturmasında her zaman bir gizliliğin bulunduğu, mağdurun tespitinin zor, sanıkların güçlü olduğu, ifade vermek isteyenin az olduğu, tipik delillere ulaşmanın zor olduğundan ele geçen belgeler üzerinde inceleme yapılması gerektiği, bu yüzden kurum dışı işbirliği yapılması gerektiği, bu aşamada ve her aşamada kişisel verilerin korunması konusunun gündeme geldiği belirtilmiştir. Ortak soruşturma grubunda ekonomi ve maliye uzmanı, inşaat mühendisi ve bilişim uzmanı bilirkişi olabilir. Rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları ile birlikte işlenen vergi suçları bakımından vergi sırrının Almanya da çok değerli olduğuna değinilmiştir. Her yolsuzlukta bir vergi kaçırma suçu vardır. Yolsuzluk suçlarında Federal İş Kurumu, Federal Emeklilik Kurumu ve Maliye Bakanlığı ile işbirliği yapıyorlar.
Yolsuzluk suçlarında soruşturma aşamaları; Yapılan ihbar üzerine yapılan ihbarın yolsuzla ilgisi bulunup bulunmadığı öncelikle araştırılıyor. Başlangıç şüphesi varsa savcı soruşturmaya başlar, bu aşamada tanık ve şüpheli dinlenmez, savcı bilgi toplayarak belgeleri inceler. Savcı soruşturma kararı ile birlikte sanık için bu durumun yük getireceğini bilir. Başlangıç şüphesi varsa hâkim kararı ile şüphelinin evi aranabilmekte. Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. maddesi savcının genel yetkilerde donatılmış olduğunu açıklar.  
Almanya’da sosyal verilerin gizliliği esas bu nedenle şüpheli ve onunla birlikte hareket eden kamu görevlilerinin tespiti yapılırken sosyal verilerin korunmasındaki dengenin önemli olduğu, yolsuzluk olayının yaşandığı kurumdaki toptan tüm çalışanların bilgileri üzerinde çalışma yapılamayacağı, şüphelenilen görevliler hakkında çalışma yapılabileceği, somut bir şüphenin varlığı halinde hukuki inceleme yapılabileceği belirtilmiştir. İlk işlem uygunsuz ise bu husus mahkeme aşamasında delil olarak kullanılamıyor. Kişisel izleme ve inceleme yapılamıyor.
Uluslararası işbirliği bakımından kişisel verilerin korunması konusunun karşılarına çıktığını belirtmişlerdir.
Yolsuzluktan kaynaklanan gelirler konusunda ispat külfetinin devlete ait olduğu, müsadere konusunda 3. kişilerin haklarına dikkat etmek gerektiği önemle vurgulanmıştır.  
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde koruma tedbirlerini (iletişimin tespiti) savcının 3 gün içinde hâkim kararına sunulmak üzere karar verebildiği, olağan hallerde bu soruşturma hâkiminden istendiği, iletişimin tespitinin rüşvet, ihaleye fesat karıştırma haksız rekabet gibi yolsuzluk suçları bakımından yapılabildiği ancak menfaat az ise iletişimin tespitinin karar verilemediği, iletişimin tespiti yapılırken özel telekomünikasyon şirketlerine talimat verilebildiği, telekom kurumunun itiraz hakkının bulunmadığı, yerine getirmeyen kurum hakkında idarî para cezası verildiği, Telefon numarasına iletişimin tespiti kararı verildiği, telefon dinleme acısından belli numaraya gelen ve o numaranın yaptığı tüm aramalar telekomünikasyon kurumu tarafından emniyete yönlendirildiği, polis dinlemeyi yaptığı, polis 3 kategoride değerlendirme yaptığı; alakasız - muhtemelen alakalı - alakalı. Alakasızlar kim kimi aradı vs ve konuşma konusu kaydedildiği, muhtemel olanda; kim kiminle konuştu ve yapılan konuşmanın özetinin yapıldığı, alakalı olan görüşmede ise tüm kelimelerin kaydedildiği, savcı emniyet'ten gelen tüm bilgileri olduğu gibi kabul edebileceği gibi ilgili olma ihtimali olan görüşmeyi kelime kelime kaydettirebilir veya kendisi de dinlemek isteyebildiği, delile götürecek bilgiye ulaşıldığında bunlar kaydedilip ve saklandığı, eğer bilgiler doğrudan delil teşkil edecek konuları tartışıyorlarsa tüm konuşma elektronik olarak kaydedilip ve dosyada saklandığı, dava bittikten belli bir süre sonra iletişimin tespiti sonucu elde edilen delillerin silinmesi zorunluluğu olduğu, savunma avukatlarına evraklar teslim edilmez ancak savcılık ofisinde şahsen dinleme imkanı bulduklarını belirtmişlerdir.
Heyetimizin ziyaretinden haberdar olan Markische Allgemenia ve Ruppiner Auzeiger gazetelerinin muhabirleri heyet başkanımız Ceza İşleri Genel Müdürü Metin Kıratlı ile heyetimizin ziyareti ve Türk Hukuk sistemi üzerine röportaj yapmışlardır.           
Berlin Büyükelçimiz sayın Hüseyin Avni Karslıoğlu heyetimizi kabul ederek Almanya Türkiye ilişkileri konusunda heyetimize bilgilendirmelerde bulunmuştur.

 

 

Ziyaretin 2. Gününde; Berlin Eyaleti Polis Müdürlüğüne çalışma ziyareti düzenlenerek, Berlin Polis Teşkilatı Başkanı sayın Meier tarafından Berlin Polis Teşkilatının yapısı hakkında genel bir bilgilendirme yapılarak, sayın Hans Joachim Wrusch birinci sınıf emniyet amiri tarafından yolsuzluk suçlarında savcı kolluk ilişkileri suçları hakkında sunum yapılmıştır.
Sunum sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, soru sorma imkânı bulmuşlar ve şu hususlar tespit edilmiştir;
Berlin Polis Teşkilatının 3 grup polisten oluştuğu buna göre;
1. Koruma Polis,
2.İdari Polis,
3. Kriminal polis
a)Yerel alanda çalışan polis(basit ve orta seviyeli suçlarla ilgilenirler Hırsızlık vs gibi.)
b)Eyalet düzeyinde yetkili polis(daha ağır suçlarda çalışır mesela organize suçlar, cinayet, ekonomik suçlar vs. gibi)
Berlin emniyetinde en kalabalık birim ekonomik suçlara bakan bölüm olduğu, yolsuzluk suçuna bakan polis memurları en seçilmiş polis memurları olduğu, işin doğasının karmaşık olması ve faillerin de iyi avukatlarda savunulması göz önünde bulundurulduğunda emniyetin en etkin grubu bu birimdir denilebileceği, ekonomik suçlar altında finansal suçların da yer aldığı, bu alanın soruşturmasını yapan polisler de bu alanda uzmanlaştığı, mesela kara para aklama konusunda uzmanlıklarının olduğu, aynı zamanda yolsuzluklar ilgilenen bir savcılık biriminin olduğu ve emniyetin onlarla eşgüdümlü çalıştığı belirtilmiş. Yolsuzluk alanında çok fazla karanlık alan olduğu, faillerin hem rüşvet veren hem rüşvet alan olduğu, işte olayın karanlık olmasının ana sebebinin de iki tarafın da suça bulaşmış olması olduğu vurgulanmış. Dünya bankasının çalışması göstermiş ki; GSMH’nin %7 si yolsuzluk paralarına gidiyor.
Almanya’da formül olarak polis soruşturmayı açabilmektedir. Ancak savcılık soruşturma başlatılmasına karar vermektedir. Yolsuzlukla mücadele için ihtisaslaşma toplumsal bilinç, farkındalık, eğitim çalışması, kurumlar arası ve uluslararası işbirliğinin olması gerektiği belirtilmiştir. Kamu görevlilerinin işlediği yolsuzluk suçları arasında yarar sağlama ve yarar kabul etme olduğu bu suçlardan da 3 yıla kadar ceza verilebildiği noel hediyesi vermenin bile yarar sağlama kapsamına girdiği, rüşvet alma ve verme suçlarında 5 ile 10 yıla kadar ceza verilebildiği, ekonomik suçların ise haksız rekabet ve yarar sağlama gibi suçlar olduğu, önceden yolsuzluk ile ilgili suçlar iş kanunu ve rekabet kanununda yer aldığı, şimdi ceza kanununda ağırlık kazandığı, kamu görevlilerinin bu ülkede mal bildirim zorunluluğunun bulunmadığı, Milletvekillerinin sadece yapabilecekleri işle ilgili suç işleyebilecekleri, Almanya’da en büyük yolsuzluğun inşaat sektöründe olduğu, özel firmalar bazında da yolsuzluk suçunun işlenebildiği, özel kişiler kamu faaliyeti gösteriyorsa kamu görevlisi kabul edilebildikleri, polis teşkilatının yetkilerinin etkin ancak fazla olmadığı, somut delillerin toplanması için savcılık makamından izin alınması gerektiği, mahkeme kararı ile telefon dinleme, arama yapılması ve malvarlığına el koyma tedbirlerine başvurulabileceği, konutlarda görüntülü kayıt yapılamayacağı, gizli soruşturmacı kullanımının eyaletlere göre farklılık gösterdiği ve suç şüphesi varsa malvarlığı hareketlerinin izlenebileceği hususları belirtilmiştir.

Çalışma ziyaretinin 3. gününün sabahki bölümünde; Berlin Savcılık Ofisinin girişinde Ekonomik Suçlar Bölümü Daire Başkan Yardımcısı Savcı Christine Höfele tarafından karşılanan heyetimize, tarihi bir yapıda hizmet gören savcılık, mahkeme binası ve çalışma alanları gezdirildikten sonra, kendisi tarafından Berlin eyaletindeki yolsuzluk suçlarına ilişkin sunum yapılmıştır.
Sunum sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, soru sorma imkânı bulmuşlar ve şu hususlar tespit edilmiştir;
Berlin eyaletinde 1997 yılında anti yolsuzluk çalışma gurubunun kurulduğu, çalışma gurubunda savcılık makamı ile tüm kurum ve kuruluşlar yer almışlar. Öncelikle yolsuzlukla mücadele konusunda temel ilkeler belirlenip bunu yazılı hale getirme, tüm kurumlarda iç denetim birimleri kurulduğu, çalışma gurubunda yer alanların eğitim çalışmalarına katılmalarının sağlandığı, çalışma gurubunda yer alanlar bu konuda uzmanlaşıyor, Berlin savcılığında 1989 yılında yolsuzlukla mücadele bölümü oluşturulmuş. Bu bölüme herkes bilgi aktarımı yapabiliyor. Vatandaşlar ve kurumlardan gelen ihbarlar yolsuzlukla mücadele çalışma gurubuna geliyor. Kurumlardan gelen bilgiler bu gurup tarafından değerlendiriliyor. Kamu kurumlarında yolsuzluğun önlenebilmesi için iç denetim çerçevesinde hassas olan konularda birden fazla kişinin konuyu görmesi sağlanıyor. Aynı zamanda personel rotasyonu yapılıyor. Bu önlemlerin yanı sıra dış denetimler uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılıyor. Savcılık bünyesinde ayrıca hesap uzmanı, maliyeci gibi mali uzmanlar var. Yolsuzlukla mücadele gurubuna “güven avukatı” getirildiği, bu avukatın yolsuzlukla mücadele konusunda çalıştığı, bu avukata vatandaşlar bir kamu görevlisinin yolsuzluk yaptığını bildirebiliyor. Avukat aynı zamanda çalışma grubunun üyesi, ihbarı yapan kişinin kimliğini biliyor ama üst mercilere iletmiyor. Avukatın Ceza Muhakemesi Kanunu gereği kişinin kimliğini gizli tutma yükümlülüğü var. Berlin’de elektronik tabanlı web sistemi devreye sokulmaya çalışıldığı, web tabanlı ihbar sistemi üzerinde çalışılıyor.
Berlin savcılığının ekonomik suçlarla mücadele bölümü tarafından 2012 yılında 120 dava savcılık tarafından başlatılmış bu davalarda toplam 203 sanık bulunduğu, 2012 de toplam 116 davanın sonuçlandığı(bu davaların bir kısmı önceki yıllardan devam eden davalardır.) sonuçlanan davaların 18’i kamu davası şeklindedir. 2012 de mahkeme nezdinde toplam 33 rüşvet davası görülmüştür. Bu 33 davada 5 sanık için 2 yıl hapis cezası, 15 sanığın aldığı cezanın tecil edildiği, 14 sanığın para cezası aldığı, 4 sanık hakkında takipsizlik kararı verildiği ve 12 sanık hakkında beraat kararı verildiği belirtilmiştir.
Yolsuzluk suçlarında öncelikli olarak yeterli şüphe var mı yok mu bunun tespit edilmeye çalışıldığı bunun içinde şüphelinin kökeninin, aile bağlarının maddi durumunun ve aracı insan var mı yok mu buna bakıldığının, şüphe oluşmuşsa kriminal polisler tarafından şüphelinin tüm ilişkileri ve mal varlığının araştırıldığı savcının bunu polislerden istediği, şüpheler yoğunlaştığı takdirde Alman Ceza Usul Kanunu uyarınca arama,  iletişim tesbiti, e-mail inceleme gibi işlemler için hâkimden karar istendiği, hâkim kararında her unsuru ayrıntılı olarak belirtmek zorunda olduğu genel tabir kullanılmadığı, iddianameyi hazırlamak hangi mahkemeye gönderileceği ve içeri hakkında savcı tarafından karar verildiği yolsuzluk suçlarında Asliye veya Sulh Mahkemelerine davaların açıldığı, Sulh Mahkemelerindeki davalara savcıların takip ettiği ve temyiz etme hakkının bulunduğu, Asliye Mahkemelerinde ise sadece temyiz etme haklarının bulunduğu, yargılama sırasında savunma makamı veya mahkemenin ilave delil isteyebileceği gibi ilave delil de toplayabileceği, ayrıca mahkemenin yeterli bulgu yoksa iddianamenin kabulünden önce savcılığa ara bir süreç verebileceği, savcılık tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına konuya yönelik itiraz olduğu, bilirkişinin tarafsızlığına yönelik eleştirinin olmadığı, bilirkişilerin dürüst olduğunun kabul edildiği belirtilmiştir.
Yolsuzluk sonucu elde edilen her türlü mal varlığına el konulmasının bu suçların önlenmesinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Suç şüphesi olunca şüpheliye ait müsadere edilecek tutar belirlenir mahkeme tarafından kişinin mal varlığının hangi bölümü müsadere edilecekse o kısım için karar verilerek müsaderenin infazına geçildiği savcılığın iddianame açıklanıncaya kadar mal varlığını elde bulundurma hakkının bulunduğu bunun içinde şüphenin devam etmesi gerektiği dava açılmasıyla sorumluluğun mahkemeye geçtiği, mahkeme tarafından mal varlığı hakkında müsadere kararı verilebildiği gibi tamamı veya bir kısmı için iade kararı verilebileceği, mal varlığının iadesi halinde sanığın uğramış olduğu zararın tazminine yönelik kararın verilebileceği zarar miktarına Adalet Bakanlığı tarafından karar verildiği söylenmiştir.
20 Avro rüşvet aldığı ortaya çıkartılan bir devlet memuru içinde aynı dava süreci teorik olarak yürütülebileceği ancak orantılılık ilkesinin gözönüne alındığı belirtildi. Olayın özelliğine göre(failin sıfatı konumuna göre) orantılılık ilkesi uygulanıyor Örn. Almanya Cumhurbaşkanı hakkında 850 Avro’luk rüşvet davası nedeniyle istifa etmek zorunda kalmış.

Çalışma ziyaretinin 3. gününün öğleden sonraki bölümünde; Transparency Internatıonal Office(Uluslararası Şeffaflık Ofisi) çalışma ziyareti düzenlenerek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Jürgen Marten tarafından kuruluşlarının yapısı ve faaliyetlerine ilişkin heyetimize sunum yapılmıştır.
Sunum sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, soru sorma imkânı bulmuşlar ve şu hususlar tespit edilmiştir;
Bu kuruluş eski Dünya Bankası çalışanları tarafından kurulmuş. Dünya Bankasının verdiği kredilerin kredi alan ülkelerde usulsüz harcandığı uzmanlar tarafından tespit edildiği, desteklenen projelerin yolsuzluklara neden olduğu iddiasının o ülkelere yarar değil zarar sağladığı konusunun Dünya Bankasın da gündeme geldiği bu nedenle Dünya Bankasında krediler konusunda çok ciddi bir direnç oluştuğu, Dünya Bankası’nın üst düzey yetkililerinin bu durumdan rahatsızlıklarını belirterek erken emekli olarak Almanya da 20 yıl önce Transparency International kurmuşlar. Almanya’daki üyeleri arasında özel veya tüzel kişilerin yer aldığını, üyelerinden katkı payı aldıklarını, bu katkı payının da bir sınırının bulunduğunu, sadece uluslararası yolsuzluklara değil Almanya içindeki yolsuzluklarla mücadelede de aktif rol almak istemişler. Yolsuzlukla mücadele konusunda farklı alanlarda faaliyet göstermek üzere çalışma gurupları oluşturmuşlar. Transparency Internatıonal 2011 yılında Türkiye’de akredite ofisle faaliyete başladıklarını ifade etmişlerdir.
Alman kanunlarına göre önceden yabancı ülkede de rüşvet vermenin suç olmadığını hatta verilen bu rüşvetin vergiden düşülebildiğini 1999 yılında OECD tarafından yapılan düzenleme uyarınca 2001 yılında Alman Kanunların da değişiklik yapılarak rüşvet alma ve vermenin suç olarak düzenlendiği ve verilen rüşvetin vergiden düşülmesinin önüne geçildiği belirtilmiştir.
Almanya’nın Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesini imzaladığını ancak bu sözleşmeyi henüz onaylamadığını, bunun nedeni olarak Alman Ceza Kanunu’nun 108/a. maddesinin değişmesi gerekeceği bu maddenin de milletvekillerinin karıştığı yolsuzluklara ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Tüzel kişilere yönelik yolsuzluğu önleyici cezai hükümler içeren düzenleme yapılması için çaba sarf ettiklerini, yolsuzlukla mücadele konusunda bilinç artırıcı faaliyetler de bulunduklarını, yolsuzluk algılama endeksi oluşturduklarını ve dürüstlük paktını yaptıklarını belirtmişlerdir. Dürüstlük paktın da gerek uluslararası gerek yerel ihalelere katılan firmaların ihaleye katıldıklarında yolsuzluğa karışmayacaklarını eğer karışırlarsa bu projelerden ayrılacaklarını vaatde bulunuyorlar.
Kuruluşlarının çalışmaları sonucu Hamburg eyaletinde Şeffaflık Kanunu’nun kabul edildiğini, bu kanun ile kişilerin bilgi edinmesinin kolaylaştığını, yapılacak olan ihale ile yapılan sözleşmelerin ilan edildiğini beyan etmişlerdir.

Çalışma ziyaretinin son gününün sabahki bölümünde; Berlin Savcılık Ofisi(Başsavcılık)’nin girişinde karşılanan heyetimize Savcı Dr Rüdiger Reiff tarafından  “Ceza soruşturması ve önlemesi: Yolsuzlukla mücadelede Berlin sistemine” ilişkin sunum yapılmış, sunum sonrası soru cevap bölümüne müteakip kendisi tarafından tarihi bir yapıda hizmet gören savcılık, mahkeme binası ve çalışma alanları gezdirilmiştir.
Sunum sırasında ve sonrasında heyet üyelerimiz, soru sorma imkânı bulmuşlar ve şu hususlar tespit edilmiştir;
Yolsuzluk suçları ile ilgili özel bir birimin kurulduğunu bu birimden sorumlu başkanın yanında 8 kişilik savcı ekibinin çalıştığını, savcıların konunun uzmanı olduğunu, sadece yolsuzluk suçlarını değil bu suçlarla ilgili yan suçlarla da ilgilendiklerini bu suçlarında uzmanlık gerektirdiğini belirtmişlerdir. Kendilerinin bir nevi savcılığı denetleyen (bizim sistemimizdeki başsavcılık makamına benzer) bir üst savcılık olduğunu belirtmiştir.
Domino etkisi yolsuzluk suçlarının muhakkak başka suçlarla ilgisinin bulunmaktadır. Sunum sırasında heyetimize
Bu özel birimin soruşturma türlerine ilişkin istatistik heyetimizle paylaşılmış bu istatistiğe göre;
%32'si ihale ile ilgili soruşturmalar(ihalenin kazanılması için verilen hediye ve paraya ilişkin,
%9'u Almanya’nın Dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan büyükelçiliklerinde çalışan personeline verilen rüşvete ilişkin ( 7 dava)
%6'sı Polislerin adlî soruşturmaya ilişik almış oldukları rüşvete ilişkin( Örn: Aramaa öncesi polisin arama yapılacağını haber vermesi, 3 dava),
%13'ü ceza infaz kurumlarındaki yolsuzluk. (Para karşılığı cezaevine telefon, uyuşturucu sokulması,)
%15'i polis kontrollerinde verilen verilen rüşvete ilişkin,
%25'i kataloğa girmeyen diğer yolsuzluk suçları(Rüşvet karşılığı oturmam izni verilmesi).
Almanya da mevcut kanuni düzenlemeler konusunda bilgi verilmiş, kanuni düzenlemeler doğrultusunda kamu görevlisinin temin ettiği menfaatin maddi veya manevi olabileceği, menfaat ile görev arasında bağlantı olması gerektiği, meşru bir amaç için mii menfaat veriliyor olayın özelliğine göre değerlendirme yapıldığını bunun içinde sosyal uygunluk miktarının esas alındığını bu miktarın net olmadığını 25-30 avronun suç oluşturmayabileceğini ancak 100-200 avroluk maç biletinin sosyal yeterlilik yönünden fazla olabileceğini ancak buna rağmen kesin bir sosyal uygunluk sınırı bulunmuyor. Savcı kendisi yorum yapıyor.
Yolsuzlukla mücadele de delillerin toplanması aşamasında fiile iştirak edenler üzerinden delil toplanmaya çalışılıyor, itirafçılar üzerinden suça ulaşılabiliyor(etkin pişmanlık, ceza indirimi veya bazı eyaletler de tamamen ceza almayabiliyorlar). Ancak genel de tanıklar üzerinden ilerlemeye çalışıyorlar. Polis memurunu gizli soruşturmacı yapıp suçun açıklığa kavuşmasında yararlanabiliyorlar. Güvenilir adamdan da yararlanıyorlar ancak güvenilir adam polis değil, suç örgütü içerisinde yer alan kişi, bu kişiden ancak ağır ve örgütlü suçlarda yararlanıyorlar. Rüşvet yanında bir örgütlü uyuşturucu kaçakçılığı varsa güvenilir adam kullanılabilir. Güvenilir adam hem soruşturmada hem de kovuşturmada tanık olarak dinlenebilir. Kimliği açığa çıkabilir bu durumda. İfadesi kademeli bir sistemle alınır. İlk aşamada mahkemeye kafasında bere, yüzünde maskeyle getirilir ve ifadesi alınır. Ağır suçlarda bu da yetmez hâkim güvenilir adamı kendisi dinler. Duruşmada kendisine söylendiğini taraflara paylaşır. En çok uygulanan yöntem ise idari üstü ifadesini alır ve duruşmada bunu açıklar. Bu yöntemlerin doğrudanlık ilkesine aykırılığı vardır. Güvenilir adam ifadesi tek başına yeterli değildir. Yan deliller gerekmektedir. Önceden avukatlardan (taraflardan) sorular alınarak güvenilir adamdan bilgi alınma yöntemi kullanılabilmektedir.
Almanya sisteminde hâkim-savcılar siyasi partilere üye olabiliyor. Yüksek mahkeme soruşturma/dava aşamasında dosyada hiçbirşey yapılmadan 6 ay gibi bir zaman işlem yapılmazsa bu miktar cezadan indirilebilir. Bu durumda hâkim ve savcının sorumluluğu yoktur. Birden çok olursa terfiye engel değildir. Berlin ve Almanya genelinde yolsuzluk suçları fazla değildir. Bütün kamu kurumları “tehlike yöntemleri” sistemini kullanmakta zorundadır. Yani görevin niteliğine göre ( yolsuzluğa açıklığına göre) dürüst kişiler bu görevlere getirilmektedir.
Çalışma ziyaretimizin son gününün öğleden sonraki bölümünde; Berlin Savcılık ve Asliye Mahkemesi girişinde Ekonomik Suçlar Büyük Ceza Dairesi (Asliye Mahkemesi) Başkanı Hâkim Sn. Obermayer tarafından karşılanan heyetimize Sulh Ceza Mahkemesinde duruşmaya katılınmış.
Berlin Sulh Ceza Mahkemesinde izlenilen duruşma hakaret suçundan sanığın yargılanmasına dair duruşmaydı. Duruşma salonunda hâkim öncelikli olarak müdafisi huzurunda sanığın sorgusunu yaptı, mağduru içeri alıp onunda ifadesini aldı, mağdura savcı, sanık ve müdafisi sorular yönelttiler aynı zamanda olaya ilişkin güvenlik kamerası kayıtları izletilerek mağdura sorular yöneltildi. Duruşma salonunda hâkimin yanında bir memur bulunmakta. Bu memur sadece önemli olan bazı ifadeleri tutağa geçmektedir.
Duruşma sonrasında Ekonomik Suçlar Dairesi başkanı hâkim Obermayer, bir üye hâkim ve ekonomik suçlardan sorumlu savcıdan oluşan heyet tarafından bir toplantı gerçekleştirilmiş, toplantı soru cevap bölümüyle sona ermiştir.
Toplantı ve soru cevap bölümü sonrası şu hususlar tespit edilmiştir.
Asliye Mahkemelerinde görev yapan heyette 5 hâkimin bulunduğu, bunlardan 3’nün meslekten hâkim, 2’sinin meslekten olmayan hâkimlerden olduğu, meslekten olmayan hâkimlerin gönüllülük esası ile birkaç yıllığına seçildiği, kura yöntemi ile çalışacakları mahkemenin belirlendiği, Ekonomik Suçlar dairesinin sadece bu suçlara baktığını, bu daireye atanan hâkimlerin ek zorunlu olmayan bir eğitim alabildikleri, kendi mahkemelerine yolsuzluk suçlarının büyük çoğunluğu Sulh Mahkemelerinde bakıldığından ilk derece mahkemesi olarak az dava geldiğini, Sulh Mahkemelerinden karar bağlanan dosyalara istinaf incelemesi olarak kendilerine geldiğini, kendilerinin ilk derece mahkemesi olarak baktıkları dosyaların ise Eyalet Yüksek Mahkemesinde temyiz edilebildiğini belirtmişlerdir.
Soruşturma tamamlandığı için mahkeme aşamasında çok fazla zorluk çekilmediğini, ancak yolsuzluk dosyalarının çok kapsamlı olduğunu bu nedenle klasörlerden oluşan dosyayı duruşmaya hazırlamanın zor olduğunu, yolsuzluğu ortaya çıkarabilmek açısından detaylı hesaplama yapılması gerektiği, vergi suçlarındaki suç tiplerinin tespitinin zor olduğu, bazen savcıların yeterli soruşturma yapmayabildiklerini açıklamışlardır.
Yolsuzluk olayı büyükse tutuklama kararı verilebildiğini buna örnek olarak vergi kaçırma ve kaçakçılık suçlarında tutuklama kararı verildiği, aynı zaman da büyük yolsuzluk dosyalarında malvarlığına el koyma kararı verilebildiği ancak bunun için delil durumunun güçlü olması gerektiği, yolsuzluk suçlarında en zor kısmın nedensellik bağının kurularak delillerin ispatı ile hükmün kurulmasında yaşandığını dile getirmişlerdir. 
Almanya da verilen hapis cezalarının genel olarak 2/3 ceza infaz kurumunda geçirildiği 1/3 kısmının şartla tahliye olabileceği, bazı durumlarda cezanın ½ kısmın şartla tahliyesine karar verilebildiği, ancak şartla tahliye kararını Ceza İnfaz Dairesi tarafından karar verilmekte olduğu açıklanmıştır.
Ziyaretin öncesinde uygulamanın anlaşılmasına ışık tutacak olan Almanya’nın yargı sistemine ilişkin ön çalışmanın yapılması gibi hazırlıklar neticesinde Almanya çalışma ziyareti Avrupa Birliğine üye olan bir ülkenin sahip olduğu standartların anlaşılması bakımından yararlı olmuştur.

 

 

 






Bu Proje Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından ortak olarak finanse edilmekte ve Avrupa Konseyi tarafından yürütülmektedir.
Merkezi Finans ve İhale Birimi bu Projenin Sözleşme Makamıdır.